Tag Archives: darwin yılı

MÜ’deki Yaratılışçı Sempozyum

Bugün önce Marmara Üniversitesi’nde “Yaratılış görüşünün bilimsel olarak ifade edilebildiği daha özgürlükçü bir bilimsel ortamın oluşturulması”nı amaçlayan bir etkinliğin duyurusu aldım, sonra da internet üzerinden gelen tepkiler nedeniyle etkinliğin Facebook sayfasının kapatıldığını öğrendim.

Ölçüsüz tepkiler nedeniyle bu etkinliğin iptal edilmesi büyük bir talihsizlik olur. Bence herkes, özellikle de “evrimciler” bu etkinliğin güzel bir şekilde gerçekleştirilmesi için elinden geleni yapmalı.

“Üniversitede bu bilim-dışı etkinliğin yapılmamasına…” şeklinde karşı çıkışlarda bulunacak arkadaşlara, konuşmacıların hepsinin akademik unvanlı kişiler olduğunu, hatta bir kısmının biyoloji bölümlerinde makamlar işgal ettiğini işaret etmek isterim.

Türkiye’de evrim kuramının işlendiği biyoloji bölümü sayısı, işlenmeyenden daha az. Türkiye’de biyoloji bölümlerinde evrim kuramının bir gerginlik yaşanmadan işlenebildiği ya da üniversite içinde evrim kuramıyla ilgili etkinlik yapılabilecek üniversite sayısı bir elin parmaklarından biraz daha fazladır her halde. Türkiye üniversitelerinde evrimci de evrim karşıtı da bu konuda konuşmamayı tercih ediyor, böylece statüko kazanıyor.

Daha önce bu konuda biyoloji bölüm başkanlarıyla yaptığım bir dizi röportaja yeniden ilginizi çekmek istiyorum.

Evrim kuramının üniversitelerde konuşulabilir, tartışılabilir hale gelmesi herkesin yararınadır diye düşünüyorum. Saçma sapan bir bilim fetişizmine kapılmanınsa hiç kimseye faydası dokunmaz.

Tepki gösterilmesin mi? İsteyen istediği tepkiyi verecektir ama etkisi olan bir tepki nasıl olabilir diye düşününce benim aklıma hemen şunlar geldi:

İlanda 500 kişilik bir kontenjan olduğu söyleniyor, bu kontenjanın bir kısmının çeşitli üniversitelerdeki biyoloji lisans, yüksek lisans öğrencilerine ayrılması için kulis yapılabilir.

Yaratılışçı profların kendi aralarında takılmak istemesi anlayışla karşılanmalı ancak böyle bir etkinliğin yapıldığı bir üniversitede karşıt görüşün, yani evrim kuramının anlatıldığı bir başka büyük etkinliğin yapılmasına da aynı şekilde kimse karşı çıkmamalı, üniversitenin imkanlarından aynı şekilde yararlanılması hususunda şartlar zorlanmalı hatta şimdiden bu etkinlik için üniversite yönetiminden söz istenmeli, alınmalıdır.

Ayrıca konferans katılımcılarından kendi üniversitelerinde de evrim kuramını işleyen etkinlikler düzenlenmesi konusunda yardımları istenmelidir. Madem demokratik tartışma ortamı istiyorlar, ellerini taşın altına koysunlar.

Türkiye’nin tüm üniversitelerinde evrim kuramı ve yaratılış görüşü konulu etkinlikler gerginlik hissi olmadan gerçekleştiği zaman Türkiye’de evrim kuramıyla ilgili sorunun ne olduğunu düşünüyorsanız o sorunun büyük ölçüde çözüldüğünü göreceksiniz.

Evrimciler ve yaratılışçılar hiçbir şeyde olmasa da en azından bunun üzerinde anlaşmalı ve bu konuda somut adımlar atmalıdırlar: Herkes düşüncelerini, hem üniversitede hem de üniversite dışında, özgürce, gönül rahatlığıyla, hiçbir şeyden korkmadan ifade edebilmelidir.

Etkinlik duyurusunu da buraya yapıştırıyorum:

“BİLİM, TÜRLER ARASI EVRİMİ NEDEN KABUL ETMİYOR?” SEMPOZYUMU

Programın Misyonu :
Evrim düşüncesinin, bilimsel önemini bir hayli aşan bir ilgi görmesi nedeniyle, türler arası evrimin neden mümkün olamayacağına dair gözardı edilen bilimsel verilerin aktarılması yoluyla daha nesnel ve tarafsız bir bakış açısının bilimsel yollarla aktarılması. Yaratılış görüşünün salt ideolojiden ibaret olduğu kanısının yol açtığı, bu görüşün bilimsel arka planına dair bilgisizliği gidermek. Bu yolla, daha geniş bir tartışma zemininin oluşmasına katkıda bulunmak. İdeolojik dayatmalarla beslenen dogmatik ve tek yanlı biyoloji anlayışını çeşitlendirerek, farklı bilimsel tezlerin daha diyalektik bir biçimde tartışılabilmesini sağlamak.

Programın Vizyonu :
Yaratılış görüşünün bilimsel olarak ifade edilebildiği daha özgürlükçü bir bilimsel ortamın oluşturulması. Bu sempozyumun yıllık olarak geleneksel bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak.

Programın İşleyişi:
Genelden özele doğru bir gidiş olacak. İlk oturum evrenin oluşumu ve ilk canlı ile başlayacak; konular spesifikleşerek konuşmacılar ise bu yönde belirlenecek. Diğer oturumlarda ise türlerin varoluşu ve türler arası evrimin neden mümkün olamadığı bilimsel yollarla konuşulacak. Konular daraldıkça her konuşmacı kendi alanından bir bakış açısı getirecek. Yapıların ve işleyişlerinin kompleksliklerine dayandırılarak evrimin çıkmazlarından bahsedilecek. Sempozyuma katılacak konuşmacılara göre oturumların konuları ve sayısı belirlenecek.

Organizasyon Sahibi: Marmara Genç Vizyon Kulübü

*Prof. Dr. İrfan Yılmaz (Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Orta Öğretim Fen ve Matematik Alanlar Eğitimi Bölümü Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı)
*Prof. Dr. Adem Tatlı (Emekli, Dumlupınar Üniversitesi Eski Rektör Yardımcısı Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Dekanı)
*Prof. Dr. Turan Güven (Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümü Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı)
*Prof. Dr. Eşref Edip Keha (Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı)
*Prof. Dr. İsmail Kocaçalışkan (Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı)
*Prof. Dr. Cengiz Çakmak (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Felsefe Tarihi Anabilim Dalı)
*Yrd. Doç. Dr. Ömer Faruk Noyan (Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Anabilim Dalı)
*Dr. Nihat Buğra Ağaoğlu (Türkiye Öğrenci Konseyi Başkanı, Sağlık Bakanlığı Proje Koordinatörü)

Programın Hitap Edeceği Kitle: Öğretim Üyeleri, Öğretim Görevlileri, Üniversite Öğrencileri

Yer: Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü Ord. Prof. Dr. Reşat Kaynar Salonu

Tarih: 16-17 Mayıs 2012

Kontenjan: 500 Kişi

Darwin’i Anlamak

Yüz elli yılın ardından beş yüz sayfalık ‘Türlerin Kökeni’ni okumak biyoloji öğrencileri için bile güç bir iştir. Anlamları değişen kavramlar, o zaman bilinmeyen bugün evrim deyince olmazsa olmaz unsurlar ya da bugün artık unutulan o zamanın tartışma konuları kitabın anlaşılmasını güçleştirir. ‘Türlerin Kökeni Resimli Uyarlama‘ ile ‘Türlerin Kökeni‘yle aramızdaki 150 yıllık zaman farkı bir miktar giderilmeye çalışılmış.

Darwin’i özel yapan nedir?

Evrim fikri ilk kez Darwin tarafından ortaya atılmadıysa ve evrim kuramı bugün Darwin’in ilk ortaya attığı halinden çok farklıysa neden evrim deyince ilk aklımıza gelen isim onunki? Onu evrimcilerin gözünde bir kahraman, evrim karşıtları içinse bir düşman haline getiren nedir?

Devamı için –> Radikal Kitap, Çizgi Çizgi Darwin

PS-1: Bir süredir Acâib-i Âlem’i ihmal ettiğimin farkındayım, tek neden bu olmasa da ilk mazaret olarak bu kitap çalışmasını öner sürmek istiyorum. Umarım bir daha bu kadar uzun süren boşluklar olmayacak.

PS-2: Artık Acâib-i Âlem’deki yeni yazılardan e-posta aracılığıyla haberdar olabilirsiniz, hemen sağ üstteki forma e-posta adresinizi girin. Yeni yazılar posta kutunuza gelsin.

TÜBİTAK Adnan Oktar’ın Aradığı Ara Formu Bulmuş

kilcik

Bilim ve Teknik Dergisi’nin Mart sayısının sansürlenmesiyle başlayan süreci hepimiz yakından izledik. Haziran ayında Bilim ve Teknik evrim kuramıyla ilgili bir dosya hazırlayıp bunu kapak yapınca genel bir memnuniyet havası oluştu. Ancak bu sayının genel ve ayrıntılı bir değerlendirmesi bildiğim kadarıyla henüz yapılmadı. Biraz gecikmiş olsam da bu vakte kadar yapılmadığından bu ayrıntılı incelemeyi yapma sorumluluğundan kaçınamadım.

Devamı için BiaMag

İncelemenin İkinci bölümü için tıklayın

Açık Radyo’da Darwin Yılı ve Türkiye üzerine konuştuk

Geçtiğimiz çarşamba (8 Temmuz) Açık Radyo‘da İlksen Mavituna’nın hazırlayıp sunduğu Yaşamın Tüm Çeşitliliği programında Bianet Bağımsız İletişim Ağı için hazırladığım “Hassas” Bir Konu: Darwin yazı dizisi üzerine konuştuk. İzlemek isteyenlerce için Yaşamın Tüm Çeşitliliği programı her Çarşamba akşamı 19:30’da yayınlanıyor.

Programın tamamını buradan dinleyebilirsiniz.

Ses kaydı için Açık Radyo’ya, bunu bloğa nasıl koyacağım şimdi “know how”ı için Hakan, Onur ve Arpat’a teşekkürler.

“Hassas” Bir Konu: Darwin (Değerlendirme)

Öğretim üyelerinin sorulara verdiği yanıtlar Türkiye akademisini yakından tanıyanlar için şaşırtıcı olmasa da, Türkiye’de evrim karşıtlığı sorununda akademinin durumunu açık seçik göstermesi açısından önemli…

Ancak genel manzarayı iyi bir şekilde tasvir etmek için yanıtlara yansımayan iki önemli noktanın daha üzerinde durmamız gerekiyor.

Bunlardan ilki, soruları yanıtlayan ya da yanıtlamayan öğretim üyelerinin büyük çoğunluğunun “Darwin ve evrim kuramı” sözcüklerini duyar duymaz içine girdikleri ruh durumu. Aldığım yanıtlardan pek azı beni şaşırtsa da bu genel ruh durumunu hissetmekten rahatsızlık duyduğumu belirtmeliyim. Bu çalışma sırasında bana çok şey öğreten bu kaygılı sesleri, uzun duraklamaları, “Nereden çıktı şimdi bu?” ve “Neden ben?” diyen,  zaman zaman öfkeli tavırları anlatabilmem ne kadar mümkün bilmiyorum.

Pek çok öğretim üyesi evrim kuramını “hassas”, “nazik” ya da “telefonda konuşulmayacak” bir konu olarak tanımlarken kuramın derslerde ya da kamuya açık ortamlarda sağlıklı bir şekilde tartışılması nasıl bekleriz? Türkiye’de evrim karşıtlığı sorununa bir çözüm bulmak istiyorsak bu gerilimi düşürmenin yollarını aramamızın zorunlu olduğunu düşünüyorum.

Bu gerilimi biraz olsun yansıtacağını düşündüğüm pek çokları içinden birkaç örnek:

Köklü bir üniversitenin biyoloji bölüm başkanı:

    “Tamam fikri olmak başka ama üniversitede her önümüze gelene, her fikri söyleme yetkimiz yok. Yani bizim bir konuşma yapmadan önce talebiniz olur, iletirsiniz yazılı veya sözlü, yetki verirlerse biz çıkıp demeç veririz. Yoksa onun dışında herkes çıkıp burada demeç veremiyor üniversitede. Veren de kendi sorumluluğuna katlanır ona bir şey diyemem.”

Bir başka köklü üniversitenin biyoloji bölüm başkanı:

    “Hayır efendim. İstanbul’dan haber kanalıyla Darwin hakkındaki görüşlerimi siz ne yapacaksınız? Niye soruyorsunuz yani niye merak ediyorsunuz? … Haber mi yapacaksınız? …Haber değeri var mı bunun?”

Bir başka önemli üniversitemizin biyoloji bölüm başkanı:

    “Valla bu konuda hiç bir görüşüm yok. Yani kusura bakmayın (Gülerek)… …Biyoloji profesörüyüm ama Darwin konusunda çok ters anlatımlar oluyor. Herkes kafasına göre bir şeyler söylüyor. Kafalarına göre açıklama yapıyorlar. Ben o tip şeylere girmek istemiyorum.”

Bir biyoloji bölüm başkanı tarafından yönlendirildiğim köklü bir üniversitemizin evrim dersleri veren öğretim üyesi:

    “Çok hassas bir konu biliyor musunuz, yanlış bir şey söylemek istemiyorum… Korku imparatorluğu oldu, kimse sesini çıkarıp bir şey diyemiyor. …Bazı şeylere insanlar çekiniyorlar, ben de bunlardan biriyim. Her şeyi açıkça söyleyemiyorsunuz. İnsanların başına neler geldiğini az çok görüyorsunuz.”

Bu durumun münferit ya da tesadüfi olduğunu düşünmüyorum. Belirli bir görüşten insanlara özgü bir durumda değil. Bu ruh halinin tüm akademiye yayılmış olduğunu söyleyebilirim. Bu korku ve çekincelerinde ne kadar haklıdırlar, ayrı bir tartışmanın konusu.

Üzerinde durulması gereken bir diğer motif de uzmana yönlendirme: Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Demirsoy birkaç kez sorularımızı cevaplayabilecek uzman olarak adres gösterildi. Eğer bölümlerde konuyla ilgili biri varsa doğrudan onlara yönlendirildim. “Bizim bölümde bu konuyla ilgili kimse yok” yanıtını da almadım değil.

Örneğin:

    “Ben bu konuda size çok ciddi bir adres verebilir miyim? Hoca’nın (Ali Demirsoy) hiçbir çekincesi yok. Her yerde her şeyi aşmış. Kimseye minneti olmayan. Bizler (kendisi doçent) akademik hayatın başında olan insanlarız.”

ya da

    “Şimdi ben evrim uzmanı değilim, biyolog olabilirim ancak kendi konumla ilgili çalışıyorum. Evrimle ilgili çalışan arkadaşlarımız var, hocalarımız var değişik üniversitelerde daha uzman kişiler, onlarla bu konuları görüşmek daha sağlıklı sonuçlar doğurabilir.”

Gazete köşelerinde evrim kuramı hakkında ahkam kesen köşecileri düşününce “Bu konuda uzman değilim” diyen biyoloji profesörlerinin durumu daha da ironik bir hale geliyor.

Bu durumu evrim konusunda uzun zamandır etkin olan iki akademisyene de sordum, Ali Demirsoy’a ulaşamadık.

ODTÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykut Kence: Bir kere evrim kuramı biyolojinin temeli, benim uzmanlık alanım değil demek bence olacak şey değil. Bir insan kendi disiplinin temeli olan bir kurama benim uzmanlık alanım değil derse, o zaman ne denilebilir? MEB izlediği eğitim programları ile Amerika’da Hıristiyan köktendincilerinden ithal edilmiş olan yaratılışçılığa destek veriyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nda bakan değişimiyle bu yanlış politikadan dönülmesini dilerim. Araştırma projeleri olabilir.O nedenle de Darwin konusunda konuşurlarsa sonuçta zarar göreceklerini düşünüyor olabilirler.

TÜBİTAK’ın desteklemediği projeler desteklenseydi şu anda uluslar arası alanda çok daha iyi bir konumda olurduk. Bir bilim insanı’nın birincil görevinin her koşulda gördüğü yanlışlıkları eleştirerek, doğru bildiği yolu göstermek olmalıdır. İktidarlar bu eleştirilere göre ülkeyi yönetmek durumundadırlar. Demokrasilerde bu böyledir. Oysa ülkemizde eleştirenler hiç kabul görmüyorlar. Ben en çok şunun için üzülüyorum. Deneyim ve birikimlerden yararlanılacağına, bunlar bir kenara itiliyor. Dünya’da evrim konusunda her yıl binlerce araştırma ve yayın yapılıyor. Türkiye bu konuda araştırma ve yayın yapan ülkelerin çok gerisinde. Oysa evrim kuramı geliştirdiği teknolojilerle günlük yaşamımıza girmiş durumda. Hem bilimi reddedip hem de onun nimetlerinden yararlanabilmek uzun vadede sürdürülebilir değildir.

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ergi Deniz Özsoy: 12 Eylül darbesi büyük sekte vurdu üniversitelere her şeyden önce, üniversitelerin içi son derece boşaldı. Şimdi bir akademisyenin yaptığı meslekle ilişkisinin para kazanmak veya pozisyon elde etmekten çok çok öte de bir yerde duruyor olması lazım. Dolayısıyla üniversite maalesef Türkiye’de anlamını içerik olarak yitirmiş durumda. Üniversiteyi, üniversite yapan özgür düşüncenin, bilimsel olarak bakabilmenin bütün sütunları sanki yıkılmış gibi gözüküyor. Bir de tabii ki bu evrim konusu çok nazik bir konu olarak kabul ediliyor: Dini inançlar meselesinden bahsediyorum. Aslında durum böyle değil: evrim karşıtları bu noktaya çekmek isteseler de durum böyle değil. Dolayısıyla bilim insanlarının, bilimin pozisyonunu başkalarına aktarmak özellikle popüler olarak aktarmak kaygısının öncelikli olması lazım. Ara kadroların, eğitim bilimcilerin, evrimsel biyologların evrimin ne olduğunu, bilinçlendirerek aktarması lazım insanlara. Tabii öğretim üyelerinin bu ataleti bence Türkiye’deki üniversite içeriğinin ataletiyle çakışıyor zaten. Dolayısıyla TÜBİTAK’ta kapak değiştirilir, Adnan Oktar kitap basar ancak en vahim şey. Bence onlardan çok daha vahim olan şey üniversitenin maalesef bu tür bilim düşmanlığına karşı sağlam, olması gereken bir duruşu sergilemek yerine sessiz kalması.

Bianet Bağlantısı