Category Archives: Darwin

MÜ’deki Yaratılışçı Sempozyum

Bugün önce Marmara Üniversitesi’nde “Yaratılış görüşünün bilimsel olarak ifade edilebildiği daha özgürlükçü bir bilimsel ortamın oluşturulması”nı amaçlayan bir etkinliğin duyurusu aldım, sonra da internet üzerinden gelen tepkiler nedeniyle etkinliğin Facebook sayfasının kapatıldığını öğrendim.

Ölçüsüz tepkiler nedeniyle bu etkinliğin iptal edilmesi büyük bir talihsizlik olur. Bence herkes, özellikle de “evrimciler” bu etkinliğin güzel bir şekilde gerçekleştirilmesi için elinden geleni yapmalı.

“Üniversitede bu bilim-dışı etkinliğin yapılmamasına…” şeklinde karşı çıkışlarda bulunacak arkadaşlara, konuşmacıların hepsinin akademik unvanlı kişiler olduğunu, hatta bir kısmının biyoloji bölümlerinde makamlar işgal ettiğini işaret etmek isterim.

Türkiye’de evrim kuramının işlendiği biyoloji bölümü sayısı, işlenmeyenden daha az. Türkiye’de biyoloji bölümlerinde evrim kuramının bir gerginlik yaşanmadan işlenebildiği ya da üniversite içinde evrim kuramıyla ilgili etkinlik yapılabilecek üniversite sayısı bir elin parmaklarından biraz daha fazladır her halde. Türkiye üniversitelerinde evrimci de evrim karşıtı da bu konuda konuşmamayı tercih ediyor, böylece statüko kazanıyor.

Daha önce bu konuda biyoloji bölüm başkanlarıyla yaptığım bir dizi röportaja yeniden ilginizi çekmek istiyorum.

Evrim kuramının üniversitelerde konuşulabilir, tartışılabilir hale gelmesi herkesin yararınadır diye düşünüyorum. Saçma sapan bir bilim fetişizmine kapılmanınsa hiç kimseye faydası dokunmaz.

Tepki gösterilmesin mi? İsteyen istediği tepkiyi verecektir ama etkisi olan bir tepki nasıl olabilir diye düşününce benim aklıma hemen şunlar geldi:

İlanda 500 kişilik bir kontenjan olduğu söyleniyor, bu kontenjanın bir kısmının çeşitli üniversitelerdeki biyoloji lisans, yüksek lisans öğrencilerine ayrılması için kulis yapılabilir.

Yaratılışçı profların kendi aralarında takılmak istemesi anlayışla karşılanmalı ancak böyle bir etkinliğin yapıldığı bir üniversitede karşıt görüşün, yani evrim kuramının anlatıldığı bir başka büyük etkinliğin yapılmasına da aynı şekilde kimse karşı çıkmamalı, üniversitenin imkanlarından aynı şekilde yararlanılması hususunda şartlar zorlanmalı hatta şimdiden bu etkinlik için üniversite yönetiminden söz istenmeli, alınmalıdır.

Ayrıca konferans katılımcılarından kendi üniversitelerinde de evrim kuramını işleyen etkinlikler düzenlenmesi konusunda yardımları istenmelidir. Madem demokratik tartışma ortamı istiyorlar, ellerini taşın altına koysunlar.

Türkiye’nin tüm üniversitelerinde evrim kuramı ve yaratılış görüşü konulu etkinlikler gerginlik hissi olmadan gerçekleştiği zaman Türkiye’de evrim kuramıyla ilgili sorunun ne olduğunu düşünüyorsanız o sorunun büyük ölçüde çözüldüğünü göreceksiniz.

Evrimciler ve yaratılışçılar hiçbir şeyde olmasa da en azından bunun üzerinde anlaşmalı ve bu konuda somut adımlar atmalıdırlar: Herkes düşüncelerini, hem üniversitede hem de üniversite dışında, özgürce, gönül rahatlığıyla, hiçbir şeyden korkmadan ifade edebilmelidir.

Etkinlik duyurusunu da buraya yapıştırıyorum:

“BİLİM, TÜRLER ARASI EVRİMİ NEDEN KABUL ETMİYOR?” SEMPOZYUMU

Programın Misyonu :
Evrim düşüncesinin, bilimsel önemini bir hayli aşan bir ilgi görmesi nedeniyle, türler arası evrimin neden mümkün olamayacağına dair gözardı edilen bilimsel verilerin aktarılması yoluyla daha nesnel ve tarafsız bir bakış açısının bilimsel yollarla aktarılması. Yaratılış görüşünün salt ideolojiden ibaret olduğu kanısının yol açtığı, bu görüşün bilimsel arka planına dair bilgisizliği gidermek. Bu yolla, daha geniş bir tartışma zemininin oluşmasına katkıda bulunmak. İdeolojik dayatmalarla beslenen dogmatik ve tek yanlı biyoloji anlayışını çeşitlendirerek, farklı bilimsel tezlerin daha diyalektik bir biçimde tartışılabilmesini sağlamak.

Programın Vizyonu :
Yaratılış görüşünün bilimsel olarak ifade edilebildiği daha özgürlükçü bir bilimsel ortamın oluşturulması. Bu sempozyumun yıllık olarak geleneksel bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak.

Programın İşleyişi:
Genelden özele doğru bir gidiş olacak. İlk oturum evrenin oluşumu ve ilk canlı ile başlayacak; konular spesifikleşerek konuşmacılar ise bu yönde belirlenecek. Diğer oturumlarda ise türlerin varoluşu ve türler arası evrimin neden mümkün olamadığı bilimsel yollarla konuşulacak. Konular daraldıkça her konuşmacı kendi alanından bir bakış açısı getirecek. Yapıların ve işleyişlerinin kompleksliklerine dayandırılarak evrimin çıkmazlarından bahsedilecek. Sempozyuma katılacak konuşmacılara göre oturumların konuları ve sayısı belirlenecek.

Organizasyon Sahibi: Marmara Genç Vizyon Kulübü

*Prof. Dr. İrfan Yılmaz (Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Orta Öğretim Fen ve Matematik Alanlar Eğitimi Bölümü Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı)
*Prof. Dr. Adem Tatlı (Emekli, Dumlupınar Üniversitesi Eski Rektör Yardımcısı Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Dekanı)
*Prof. Dr. Turan Güven (Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümü Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı)
*Prof. Dr. Eşref Edip Keha (Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı)
*Prof. Dr. İsmail Kocaçalışkan (Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı)
*Prof. Dr. Cengiz Çakmak (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Felsefe Tarihi Anabilim Dalı)
*Yrd. Doç. Dr. Ömer Faruk Noyan (Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Anabilim Dalı)
*Dr. Nihat Buğra Ağaoğlu (Türkiye Öğrenci Konseyi Başkanı, Sağlık Bakanlığı Proje Koordinatörü)

Programın Hitap Edeceği Kitle: Öğretim Üyeleri, Öğretim Görevlileri, Üniversite Öğrencileri

Yer: Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü Ord. Prof. Dr. Reşat Kaynar Salonu

Tarih: 16-17 Mayıs 2012

Kontenjan: 500 Kişi

Darwin Gününüz kutlu olsun…

Bugün Charles Darwin’in doğum günü… Küçük Bobby bundan 201 yıl önce bugün 12 Şubat 1809’da İngiltere’de hayata gözlerini açtı. Ne hayat ama! Charles Darwin’in doğum günü dünyada 1990’ların başından bu yana, her yıl düzenli olarak Darwin Günü olarak kutlanıyor. Türkiye’de de, bildiğim kadarıyla, ilk Darwin Günü etkinliklerini, 2006 yılında Evrim Çalışma Grubu‘yla düzenlemiştik. Doğumunun 200. yılı nedeniyle 2009’un Darwin Yılı ilan edilmesiyle, geçen yıl pek çok etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’deki Darwin Yılı etkinliklerinin benim tahmin ettiğimden çok daha fazla ve yaygın olduğunu da belirtmeliyim. Hem Türkiye’nin pek çok farklı yerinde birçok etkinlik yapıldı, hem de Darwin ve evrim kuramıyla ilgili çok sayıda yeni yayın çıktı. Bu etkinliklerin bir bölümüne Evrim Çalışkanları‘nın bloğundan göz atabilirsiniz. Özetle, Darwin Yılı’nın evrim kuramının tanınması, anlaşılması ve evrimsel biyolojiyle ilgilenen genç yaşambilimciler açısından çok faydalı olduğunu söyleyebiliriz.

Elbette bunun devamını getirmek gerekiyor. Darwin Yılı’nın kutlanmasında ve öncesinde Türkiye’de evrim ve bilim içerikli çalışmalara en büyük katkıyı yapan kuruluşlardan biri olan ÜKD, Evrim Sürüyor Çalışma Grubu’yla kendi çalışmalarının süreceğinin işaretini verdi. Grubun gelecekteki etkinliklerini görmek için sitelerine mutlaka göz atın.

2009 yılıyla yakalanan ivmenin korunması için benim de bir önerim olacak, aslında bundan üç dört yıl önce yaptığım bir öneriyi tekrarlayacağım. O zamanlar Darwin Yılı gelecekti, şimdi geçti ve önümüzdeki bir elli yıl daha olmayacak. Ancak her yılda en az bir Darwin Günü var. O da bugündü ve o da geçti. Hatta elimi çabuk tutmazsam bu yazı da bir sonraki güne kalacak.

Darwin Günü, Darwin’in adında evrimi ve bilimi hatırlamak için bir vesile, DarwinDay.Org sitesinin etkinlikler listesine bakarsanız, pek az kişinin bugüne sadık kaldığını görebilirsiniz. Biz de daha önce yaptığımız etkinliklerin hiçbirini 12 Şubat’a denk getirememiştik. Bunun temel sorumlusu şubat ayının yarıyıl tatiline denk gelmesi, 12 Şubat’ın Sevgililer Günü’ne çok yakın olmasının da bir etkisi vardır belki, kim bilir? Darwin Günü etkinlikleri için uygun bir diğer gün de 24 Kasım, Türlerin Kökeni’nin yayınlanış tarihi, bir diğer olası ancak nadiren seçilen tarihse 1858 yılında Darwin ve Wallace’ın bildirilerinin birlikte okunduğu 1 Temmuz tarihi ki Türkiye için neredeyse imkansız bir tarih.

Türkiye’de Darwin Günü için, bence, olası ve oldukça da anlamlı bir başka gün daha var: TÜBİTAK’ın Darwin’i sansürlediği gün… Mart ayının ilk on gününden biri ancak hangisi tam bilemiyorum. Bu olayı her yıl hatırlamayı seçip, bunu Türkiye’nin özel Darwin Günü olarak belirleyebilir miyiz sizce? Hem Mart ayı etkinlikler için oldukça uygun bir zaman dilimi.

Bütün bu tarihler bir yana ki aslında o kadar da önemli değil, bence Türkiye’de Darwin Günü’nün yapılmadığı üniversite, biyoloji bölümü bırakmamak çok daha önemli bir hedef. Başta üniversitelerin fen fakülteleri, bilim ve biyoloji kulüpleri olmak üzere,  bu konuda duyarlı herkese büyük bir sorumluluk düşüyor. Son birkaç yıl içinde Darwin Günü düzenleyen pek çok üniversite, öğrenci kulübü, dernek ve sendika oldu. Bu kuruluşların kendi deneyimlerini yardım isteyen herkese severek aktaracağından şüphem yok.

Bundan sadece dört yıl önceki “Darwin Günü düzenleyelim mi, nasıl düzenleyelim, yapılabilir mi?” temalı toplantılarımızı hatırlıyorum da üzerinden on yıllar geçmiş gibi. Ancak henüz bu tartışmaların yapılmadığı, yapılmasının akla gelmediği üniversitelerimiz var. 12 Eylül’ün gölgesinde kristalize olup, o ya da bu şekilde korku içinde donakalmış üniversitelerimiz. Bütün o atalet içinde hareket ve değişim imkansızmış ve ancak felaketle sonuçlanırmış gibi geliyor.

Her neyse bunlar üzerine daha çok konuşur, tartışırız. Sözün özü Türkiye’de evrim kuramının tartışılmadığı ya da en azından şimdilik tartışılmasının tartışılmadığı yaşam bilimleriyle ilgili akademik bir birim kalmaması için çaba sarf etmeliyiz. Darwin Yılı bunun için iyi bir başlangıç oldu, devamı gelmeli.

Bu küçük Darwin Günü hediyesi de NSF’den sizin için gelsin. Evolution of Evolution

TÜBİTAK Bilim ve Teknik’in “Evrim Sayısı” İncelemesi: Ekler

TÜBİTAK Adnan Oktar’ın Aradığı Ara Formu Bulmuş” başlığıyla BiaMag’da yayınlanan “Evrim Dosyası” incelemesinde ileri sürdüğüm görüşlere dair kanıtları aşağıda ilginize sunuyorum.

Yukarıdakilerden hangisi Darwin kapağı değildir?

Yukarıdakilerden hangisi Darwin kapağı değildir?

Scientific American ve Bilim ve Teknik‘in İlgili Dosyalarının Karşılaştırılması

Scientific American’ın Ocak ayında çıkardığı “Evrimin Evrimi” özel sayısı ile Bilim ve Teknik’in Haziran ayında bu sayıyı temel alarak hazırladığı “Evrim Teorisi” sayısını konu başlıkları açısından karşılaştıralım.

Scientific American’ın özel sayısı toplam on makaleden oluşuyor, Bilim ve Teknik’inki ise yedi. Bunlardan dördü Scientific American’dan alınmış. Bilim ve Teknik’in dosya dışı bıraktığı Scientific American makaleleri şöyle:

Zihnin Evrimi: Psikolojinin 4 YanılgısıOldukça tartışmalı bir alan olan evrimsel psikolojiyi eleştiren bir makale.

Spore’un Bilimi – Bilgisayar Oyununun “Evrimi”: İlkel canlıları ele alıp onları evrilte evrilte medeniyet kurdurduğunuz popüler bir bilgisayar oyunu olan Spore’daki “evrim” ile gerçek evrim arasındaki farklar üzerine yazılmış bir makale. Eğlenceli ve öğretici…

Hıçkırık ve Fıtığın Evrimsel Kökeni”: Balık ve kurbağa atalarımızdan zorunlu olarak aldığımız yapıların insanda yol açtığı marazlar.

Okullarda Yaratılışçılığın Son Maskesi”: Açıklamaya gerek var mı?

İnsanlığın Geleceği: Evrim İnsanları Nasıl Değiştirecek?”: Popüler inanışın aksine insanlar evrilmeye devam ediyor. Bedenlerimiz ve beyinlerimiz atalarımızınkiyle aynı değil, peki ya torunlarımız” diye soruyor Scientific American.

İnsan Soyağacı: İnsansı Evriminin Zaman Çizelgesi”: İlk insan fosilinin bulunduğu 180 yıl öncesinden bu yana paleontologlar atalarımıza ait devasa bir kayıt yığını biriktirdiler.” diyor bu kez de Scientific American.

Bilim ve Teknik’in yayınlamayı tercih ettiği Scientific American makalelerinin başlıklarıysa şöyle:

Darwin’in Yaşayan Mirası: 150 Yıl Sonra Evrim Kuramı”,

Atomlardan Özelliklere Çeşitlilik”,

Doğal Seçilimin Genetikle Testi”,

Bugünün Dünyasında Evrimden Faydalanmak

Aslında açıkça görünüyor ama biz yine de söyleyelim. En “zararsız” ve tepki çekmeyecek konular itinayla seçilmiş. İnsan evrimiyle ilgili üç makaleden biri bile dosyaya konmamış ve ABD gibi ülkemiz açısından da ciddi bir sorun olan evrim karşıtlığı makalesiyle, insan zihni ile ilgili bir makale dosya dışı bırakılmış. Bunların yerini doldurmak üzere seçilen makaleler ise açıkça insana özgü olan “Sanat ve Simgesellik” ile “Dilin Evrimi” konuları. Burada açıkça görünen insan ve doğa dualizmine dikkat çekmek istiyorum. İnsanın dili ve sanatı bir yanda, insanın yararına kullanılabilecek evrim (yani doğa) bir yanda.

Türkiyeli evrim-karşıtlarının doğadaki canlıların doğal seçilimle evrimleşmesiyle, yani küçük değişimler geçirip ortam koşullarına uyarlanmasıyla bir sorunları yoktur.Yeter ki türler başka bir türe dönüşmesin, Adem ile Havva’ya dokunulmasın ve yaşamın evriminin hedefsiz, yönsüz, rastlantısal ilahi müdahaleye gerek duymayan, tümüyle doğal bir süreç olduğu ileri sürülmesin. Bu, “evrimin teknolojisini, faydalarını alalım ama ne anlama geliyor bilmesek daha iyi olur” demek değil midir?

Her bir Makalenin Farklı Çevirmen ve Redaktörlerce Hazırladığına Dair Kanıtlar

Makalekerin farklı çevirmen ya da redaktörlerin elinden çıktığını anlamak için üsluba, çevirideki yetkinlik farkına bakmak yeterli. Bazıları gerçekten oldukça kötü, diğerlerinde ise konunun uzmanı olmamaktan kaynaklanan yine önemli sorunlar dışında pek bir çeviri kusuru yok. Üslup farkıyla birlikte aşağıda görülen sözcük seçimleri farklı çevirmenlerin varlığının kuvvetle muhtemel olduğunu gösteriyor.

Darwin’in Yaşayan Mirası Atomlardan Özelliklere Çeşitlilik Doğal Seçilimin Genetikle Testi Bugünün Dünyasında Evrimden Faydalanmak
variation varyasyon çeşitlilik

varyasyon
frequency

sıklık frekans

evolve evrilmek evrimleşmek Evrimleşmek, oluşmak Evrimleşmek,
hybrid

kırma Melez-leştirme,
sequence

diziliş, dizilmek, dizilim, dizi Sekans, frekans, dizisi, dizi, diziliş,

“Evolved” yerine “oluşmak”, “sequence” için “frekans” ve “hybrid” için “kırma” demek dışında bunların hepsi doğru kullanım. Ama genelde birini kullananın diğerini kullanmasını beklemediğimiz çok genel geçer sözcükler.

Çevirmen ve Redaktörlerin Konuya Hakim Olmadığını Gösteren Terim ve Kavram Hataları

Bunların çoğu anlamın/anlaşılırlığın bozulduğu ve açıkça konuyu bilen birinin yapmayacağı hatalardan örneklerdir.

Özgün

Yanlış Kullanım

Doğrusu

Darwin’in Yaşayan Mirası

grosbeak iri gagalı kuş Kocabaş
scala naturae doğa cetveli varlık zinciri / varlık merdiveni
“unfit” seçilim değerine sahip olmayan uygun olmayan
fittest en güçlü en uygun
progression ilerleme sürme/devam etme
gradual aşamalı tedrici

Atomlardan Özelliklere Çeşitlilik

variant Değişik özelliklerin çeşit
blending melezleşme harmanlanma
DNA replication DNA kopyalanması DNA eşlenmesi
double helix çifte sarmal ikili sarmal
Three spined sticklebacks Üç omurgalı dikenli balık Üç-dikenli dikenlibalık/ dikenlibalık
pelvic Arka kalça yüzgeci Pelvik yüzgeç
change Değişiklik değişim
Deoxyribonucleic acid Dezoksiribonükleik asit Deoksiribonükleik asit
complete human genomes bütün insan genomlarının tam insan genomlarını
point mutation noktasal mutasyon nokta mutasyon
Doğal Seçilimin Genetikle Testi genetic drift genetik kayma genetik sürüklenme
neutral theory nötralite kuramı nötral kuram
pollination tozaklama, polenleme tozlaşma
hybrid sterility kırma kısırlığı melez uyuşmazlığı/yaşamazlığı
pollinators polenleyen tozlaştırıcı
reproductive isolation üretici izolasyonu üreme yalıtımı
related ilintili akraba
Bugünün Dünyasında Evrimden Faydalanmak quantitative methods niceleyici yöntemler niceliksel yöntemler
replicate kopyalamak eşlenmek/çoğaltmak
waterfowl tatlı su kuşu sukuşu
life-form yaşam türü, yaşam formu, yaşam cinsi yaşam biçimi
fragment bölüm parça
unculturable kültürü alınmamış kültüre alınamayan
abundance üreme bolluk
host shift konak kaydırma konak değiştirme/atlama

Kötü Çeviriye Dair Kanıtlar

Çevirmenler konuya hakim olmadıklarından terim ve kavramların yaygın ve doğru karşılıklarını kullanmamanın ötesinde hatalı çeviriler de yapmışlar. Bunlara her makaleden örnekler göstermek mümkündür. Aşağıdakiler, yalnızca seçilmiş çarpıcı örneklerdir, sadece bunlardan ibaret sanılmasın. Bilim ve Teknik açısından tüm bu alışılmadık hatalar kabul edilemez derecede feci bir nitelik kaybına işaret ediyor. Bunun derginin geneli içinde geçerli mi yoksa bu dosyaya özgü bir durum mu olduğunun ayrıca soruşturulması gerekir.

Darwin’in Yaşayan Mirası’ndan

O kadar da kötü olmayan şu örneğe bakarak “Beagle’ın ambarındaki kamera” ve “DNA örnekleme cihazlarının” bugünkülere pek benzemediği kanısına varabiliriz!:

Artık Beagle’ın kargo ambarındakilerle hiçbir ilgisi olmayan gelişmiş kameralar, bilgisayarlar, DNA örnekleme araçlarıyla donanmış araştırmacılar, Darwin’in eserinin bugün de geçerli olduğunu kanıtlamaktadırlar.

Şu cümle “What is the origin of the genetic variation on which natural selection operates?” şöyle çevrilmiş: “Doğal seçilimin işler kıldığı genetik varyasyonun kökeni nedir?” aslında şöyle olmalıydı:

Doğal seçilimin üzerinden işlediği genetik çeşitliliğin kökeni nedir?

Neredeyse zıt bir anlam çıkıyor.

And Dağları’nda yapılan bir yürüyüş gezisinde 2000’li rakımlarda keşfettikleri çok eski zamanlardan kalma deniz tortusu, Lyell’in fikirlerinin hayata geçmesine yardımcı oldu.

“Yürüyüş gezisi” nedir bir yana, aslında “deniz çökeli” olması gereken “deniz tortusu” Lyell’in düşüncelerinin hayata geçmesine nasıl yardımcı olabilir?

Hatta 1860’larda Darwin’in kuzeni Francis Galton ve başkaları, modern toplumun, “seçilim değerine sahip olmayan” mensuplarını doğal seçilimden koruduğundan yakınmaya başlamıştı.

Özgün cümlede tırnak içindeki “unfit”, “seçilim değerine sahip olmayan” diye çevrilmiş. “Seçilim Değeri” Evrim Çalışkanlarının evrimsel biyolojideki “fitness” için önerdiği karşılık, kullanılmaya başladığını görmek güzel, ancak yanlış kullanılmış. Burada kavramın geçmişteki yanlış kullanımlarından birine tırnaklar arasında atıf yapılmış. Bu yüzden burada “uygun olmayan” ya da “uyum gücü olmayan” kullanılmalıydı. Tabii bu arada “seçilim değeri” olmamak diye bir şey de olamayacağından tümüyle yanlış oluyor bu çeviri.

Darwin çalışmasında, kalıtımı her dokudan atılıp, kopyalanmak ve sonraki nesillere aktarılmak üzere cinsel organlara seyahat eden farazi ‘küçük tohumcuklar’a dayandıran bir kalıtım mekanizması betimlememişti.” Sadece sağduyu bile bu cümlede bir şeylerin ters gittiğini anlamaya yeterli, tabii ki Darwin bu uzun uzun tanımlanan kalıtım modelini “betimlemişti”. Yapmadığı şey bir kalıtım mekanizması “tanımlamak”tı. Biraz kafa karıştırıcı, kabul ediyorum. Scientific American makalesinin yazarı biraz ortalığı karıştırmış ama özgün ve doğru hali bu…

Atomlardan Özelliklere Çeşitlilik

Bu makale ufak tefek pürüzler dışında genel olarak çeviri açısından da, kavram karşılıkları açısından da çok sorunlu değil. Ancak yılların “ikili sarmal”ı (double helix) çoğunlukla doğru kullanılsa bile bir yerde “çifte sarmal” şeklinde yazılmış.

Öte yandan, 35. sayfada yer alan bir resim altı yazısında “üç omurgalı dikenli balık” ile onun “arka kalça yüzgeçleri” her halde bu dosyada yapılmış en absürd hatadır. “Üç omurgalı” yaratıkları, eğer “yapışık üçüz” diye bir şey yoksa, ancak Harun Yahya’nın hayalini kurduğu geçiş biçimi tasvirlerinde görebiliriz. O yüzden bu gafı art niyetsiz bir harunyahyasallık olarak tanımlayabiliriz.

Yeri gelmişken belirtelim, resim altı ve şekil içi yazıları genellikle asıl metni çevirenden farklı bir çevirmen tarafından yapılmış gibi duruyor. Böylece serpiştirilen New Scientist alıntılarıyla birlikte bir sayfada üç farklı çevirmenden ürünlerle karşılaşma şansına sahip oluyoruz. Bu kargaşa içinde bir resim altı yazısının çevrildikten sonra ikinci bir göze takılmadan yayınlanma olasılığı oluyor demek ki. Yine de bu çeviriyi yapan eğer “google translate” değilse “üç omurga” ve “balık kalçaları”nda bir gariplik olduğunu fark etmemesi yine de enteresan.

Biraz daha açalım: Three spined-stickleback isimli balık Türkçe’ye dikenlibalık ya da dikencebalığı olarak çevriliyor. “Three spined” ise bize bu dikenlibalığın “üç dikeni” olduğunu bildiriyor. “Spine” İngilizce’de dikenin yanı sıra omurga anlamına da geliyor. Ama tabii yeryüzünde bildiğim kadarıyla birden fazla omurgaya sahip bir canlı yok…

Doğal Seçilimin Genetikle Testi

Bu makaledeki resim-altı/şekil-içi yazılarıyla ana metnin çevirisi arasındaki farklar çevirilerin farklı kişilerce yapıldığı izlenimini kuvvetlendiriyor. Türkçesi yaygın olarak genetik sürüklenme olarak kabul edilen “Genetic drift” terimi ana metinde ısrarla “genetik kayma” olarak Türkçeleştirilmişken 41. sayfadaki resim altı yazısında doğru bir şekilde “genetik sürüklenme” olarak kullanılmış. Tersi, yani metinde doğru resim-altında yanlış olsaydı redaktörün/editörün gözünden kaçmış demek daha doğru olurdu.

Bu makalenin çevirmeni terimler konusunda özellikle kötü örneğin yaygın olarak kullanılan tozlaşma (pollination) için “polenlenme” denmiş yanına da parantez içinde “(tozaklanma)” diye açıklama yapılmış. Haliyle tozlaştırıcı da, polenleyen olmuş.

“Darwin’in aksine biyologların çoğu genellikle biyolojik türler kavramını benimserler. Burada kritik nokta, türler arasında yeniden üretici izolasyon olduğudur, yani genetik özellikleri onların birbirlerinden gen alıp vermelerini engeller.” diye çevrilmiş aslında şunun gibi bir şey olmalıydı:

Darwin’den farklı olarak modern biyologların çoğu ‘biyolojik tür’ denilen kavramı benimser. Bu kavramın temel düşüncesi, türlerin birbirinden üreme yalıtımıyla ayrıldığıdır, yani türlerin birbiriyle gen alışverişinde bulunmasını engelleyen kalıtsal özellikleri vardır.

Tabii ki bu şekilde çevirebilmek için “biraz” biyoloji bilmek gerekiyor…

Bugünün Dünyasında Evrimden Faydalanmak

Bu çeviride ilk dikkati çeken “ispat, elzem, tavsiye” gibi sözcüklerin varlığıdır. Normal de Bilim ve Teknik’te bunların yerine “kanıt, zorunlu/gerekli, öneri” kullanılır. Kelime düşmanlığı/ayrımcılığı yaptığım sanılmasın. Yeri geldikçe ben de bu kelimeleri severek ve isteyerek kullanıyorum. Hepimiz de kullanıyoruz, ancak Bilim ve Teknik’de ortak bir dil tutturulması açısından bu ve bunun gibi kelimeler Türkçe alternatifleriyle değiştirilirdi. Dosya boyunca aynı durumun Türkçe karşılığı olan İngilizce kökenli (spesifik gibi) kelimeler için de geçerli olduğunu belirtelim. Bu durumun editoryal bir zafiyete işaret etmenin ötesinde bir anlamı olduğunu sanmıyorum.

Tozaklamayla burada da karşılaşıyoruz. Birkaç başka terminolojik hata içinde en dikkat çekeni “life-form”un birbiri ardı sıra gelen iki cümleden ilkinde “yaşam türü” diğerinde “yaşam formu” olarak kullanılması. “Yaşam türü” yanlış, diğeri kullanılabilir ancak benim buna önerdiğim karşılık “yaşam biçimi”dir.

Zeki tasarımın ürünü olmadığı düşünülen bazı özellikler aslında faydalı olabilmektedir. Örneğin ateş, ishal ve kusma, mikrobik enfeksiyonların tasfiye edilmesine yardımcı olur ” diye çevrilen bölüm şöyle çevrilse daha anlaşılır olurdu.

Zekice tasarlanmamış gibi görünen bazı özellikler aslında faydalı olabilirler. Örneğin ateş, ishal ve kusma, mikrobik enfeksiyonların tasfiye edilmesine yardımcı olur

Yine de bu makale terminolojik hataları saymazsak çeviri açısından o kadar da sorunlu değilmiş gibi duruyor.

Kanıtlar bölümünün sonu.

TÜBİTAK Adnan Oktar’ın Aradığı Ara Formu Bulmuş

kilcik

Bilim ve Teknik Dergisi’nin Mart sayısının sansürlenmesiyle başlayan süreci hepimiz yakından izledik. Haziran ayında Bilim ve Teknik evrim kuramıyla ilgili bir dosya hazırlayıp bunu kapak yapınca genel bir memnuniyet havası oluştu. Ancak bu sayının genel ve ayrıntılı bir değerlendirmesi bildiğim kadarıyla henüz yapılmadı. Biraz gecikmiş olsam da bu vakte kadar yapılmadığından bu ayrıntılı incelemeyi yapma sorumluluğundan kaçınamadım.

Devamı için BiaMag

İncelemenin İkinci bölümü için tıklayın

Açık Radyo’da Darwin Yılı ve Türkiye üzerine konuştuk

Geçtiğimiz çarşamba (8 Temmuz) Açık Radyo‘da İlksen Mavituna’nın hazırlayıp sunduğu Yaşamın Tüm Çeşitliliği programında Bianet Bağımsız İletişim Ağı için hazırladığım “Hassas” Bir Konu: Darwin yazı dizisi üzerine konuştuk. İzlemek isteyenlerce için Yaşamın Tüm Çeşitliliği programı her Çarşamba akşamı 19:30’da yayınlanıyor.

Programın tamamını buradan dinleyebilirsiniz.

Ses kaydı için Açık Radyo’ya, bunu bloğa nasıl koyacağım şimdi “know how”ı için Hakan, Onur ve Arpat’a teşekkürler.