Philosoraptor, maymun ve bir japon balığı

Philosoraptor (2012), maymun (2012) ve bir japon balığı (2013) bu blogda uzun yıllardır sizleri karşılayan üç hayvanat. Ve tabii aralarda artık pek inandırıcılığı kalmamış “pek yakında yeniden”ler.

Neler oldu neler, şu geçen yıllarda; dünyada, memlekette… Bir de benden duymak ister miydiniz bilmem, belli ki ben anlatmak istememişim, galibasanki. Dahası bunca suskunluktan sonra yazmak; neden, ne için? Zor.

Bu da böyle bir serzeniş olsun, hala okuyan varsa. Var mı? Her neyse ben yazayım da okuma kısmını siz bilirsiniz.

Bu arada bloğun alt başlığını “Murat Gülsaçan’ın Bilim Bloğu”ndan “Bir Acayip Blog”a değiştirdim. Değişimin kendisi yeterince açıklayıcı sanırım.

Bu da bir “meta-post”a dönüşmeden çıkayım.

Yakında görüşmek üzere.

Japonlar ve Balıkları

Son günlerde Japonya’ya ve kültürüne karşı duyduğum çocukluktan kalma hayranlığın yeni bir canlanış yaşadığını hissediyorum, nedense… Sanırım herşey Tokyo Kulesi’nden çekilmiş şu akıl almaz 360°’lik panoramik fotoğrafla başladı. Bir akşam boyunca kendimi Tokyo’nun en ince ayrıntılarını incelemeye adadım. Kuytuda bir ağacın altını didikleyen güvercin, bir binanın çatısını kaplamış otlak, üzerinde durdukları binayı yukarıdan başlayarak yıkan dozerler gibi keşfettiğim ilginç ayrıntıları sizlerle paylaşayım. İsterseniz sızıp kaldığı banktan aşağı düşmüş sarhoşu ya da Brezilya ağdacısını kendi kendinize bulmayı deneyebilirsiniz. Ama eğer bir kedi ya da köpek bulmayı başarırsanız mutlaka bana haber verin, ben bir tane bile bulamadım. Japonlar! Ne yaptınız hayvanlara itiraf edin!

Devamı »

Türkiye’nin İlk Yaratılış Kongresine Doğru

Marmara Üniversite’sinde düzenleneceği duyurulan “Yaratılış Sempozyumu”nun iptal edilmesi için Üniversite Konseyleri Derneği (ÜKD) ve arkadaşlarınca bir imza kampanyası başlatıldı. Sempozyumun gerçekleşmesini engellemeye çalışmak tam da benim kaçınılması gerektiğini düşündüğüm eylem tarzıydı. Dahası, ilk uyarıma ve bana yakın konumdaki arkadaşlara (misal) “saf”, “korkak”, “pek demokrat!”, “naif”, “postmodern” gibi tanımlamalar içeren “eleştiri”ler geldi. Yaratılışçılar için kendilerinden talep ettiğimiz anlayışı bu arkadaşlara da göstermemiz ve derdimizi nazikçe anlatmaya çalışmamız en makul yol olacak sanırım.

Devamı »